
"Ben matematikçi değilim" cümlesini çocuklar genellikle birinden duyarak öğrenir. Ama bu cümleye inanmaları için önce birkaç kez denerken başarısız olmaları gerekir. Korku, yetenekten çok bu birikimin sonucudur.
Güven nasıl kaybedilir?
Anlaşılmayan bir konu üzerine yeni konu geldiğinde öğrenci arka arkaya birkaç kez tıkanır. Birkaç kez tıkanan öğrenci denemeyi bırakır; denemeyi bırakınca da öğrenmesi imkânsız hale gelir.
Bu noktadan sonra sorun artık konu eksikliği değildir. Öğrenci soruyu görmeden "yapamam" der; çünkü geçmiş deneyimi ona bunu söyletir.
Ezber, korkuyu büyütür
Anlamadığı bir konuda ilerlemek zorunda kalan öğrenci genellikle kural ezberler. Ezber kısa vadede işe yarar, sınavda birkaç soru kurtarır. Ama kural unutulduğunda ya da soru biraz değiştiğinde geriye hiçbir şey kalmaz.
"Neden böyle oluyor" sorusunun cevabı bilinmediğinde matematik, sebebi bilinmeyen kurallar listesine dönüşür. Korkulan da genellikle budur.
Nereden başlanır?
Başlangıç noktası, öğrencinin gerçekten yapabildiği bir yerdir. Bu yer sınıf seviyesinin epey gerisinde olabilir; önemli değil. Amaç, uzun süredir yaşanmamış olan "yaptım" duygusunu geri getirmektir.
Bunun için soruların kolaylaştırılması değil, doğru seviyeden seçilmesi gerekir. Kolay soru çözdürmek geçici bir rahatlama sağlar; seviyeye uygun soru ise gerçek bir kazanımdır.
Güven geri geldiğinde ilerleme hızı da beklenenden yüksek olur. Çünkü sorun genellikle öğrenme kapasitesinde değil, denemeye ara verilmiş olmasındaydı.
Matematik korkusu, üzerine gidildiğinde çözülen bir şeydir. Yeter ki başlangıç noktası çocuğun bulunduğu yer olsun.