
Özel ders kararı çoğu zaman aceleyle verilir: notlar düştüğünde, sınav yaklaştığında. Oysa ilk görüşmede sorulan birkaç soru, sürecin nasıl ilerleyeceğini baştan netleştirir.
Süreçle ilgili sorular
"Çocuğumun seviyesini nasıl belirleyeceksiniz?" — Plan öğrenci görülmeden yapılıyorsa, o plan öğrenciye değil ortalamaya göre kurulmuştur.
"Eksik konu çıkarsa ne yapıyorsunuz?" — Cevap müfredata devam etmek yönündeyse, eksik büyümeye devam edecek demektir.
"Gelişmeyi bana nasıl aktaracaksınız?" — Veli iletişiminin sürecin parçası mı yoksa istendiğinde verilen bir bilgi mi olduğunu gösterir.
Verilemeyecek sözler
Hiçbir öğretmen bir çocuğun alacağı notu ya da sınav sonucunu taahhüt edemez. Sonuç, dersin yanında öğrencinin çalışmasına, okul programına ve zamana bağlıdır.
Önceden belirlenmiş sabit bir ders sayısı da öğrenci tanınmadan verilmiş bir karardır. Kaç derse ihtiyaç olduğu ancak eksiğin büyüklüğü görüldükten sonra konuşulabilir.
Bu tür net vaatler duyulduğunda soru sormaya devam etmek yerinde olur. Gerçekçi bir öğretmen, neyin söz verilemeyeceğini de açıkça söyler.
Çocuğun kendisi ne diyor?
Birebir ders, öğrencinin rahat soru sorabildiği bir ortam olduğunda işe yarar. İlk derslerden sonra çocuğa "anlamadığın yerde durabiliyor musun" diye sormak, sürecin yürüyüp yürümediğini en hızlı gösteren şeydir.
İyi bir ilk görüşme satış konuşması değil, karşılıklı bilgi alışverişidir. Sorular arttıkça iki taraf için de doğru karar kolaylaşır.